Hayata karşı direnmek yerine, yaşamla birlikte akmak hakkında düşünürken anlamaya, anlarken yaşamaya, yaşarken de akmaya başlıyor insan...
27 Haziran 2010 Pazar
Rastlantı
İndirim kuponlarım geldi e-mail ile. Hoş gelmese de ben bu egzersiz programına katılırdım, sadece aracı oldu bu indirim işi. Haberim bile olmayacaktı burnumun ucundaki böyle bir programdan...
Hayatımdaki en güzel anılar ilginç rastlantılara bağlıdır.
Yıllar önce katıldığım bir satış eğitiminde müşterinizin satmakta olduğunuz mal/hizmeti satın alması halinde elde edeceği faydaları hayalinde ne kadar kuvvetle canladırabilirse, satın alma olasılığının o kadar artacağı anlatılıyordu. Bu hayalinde canlandırabilme becerisini kazanabilmek için de öncelikle kişisel bir konuda deneyimlememiz istenen bir egzersiz yaptık. Yapmak/elde etmek istediğimiz bir şeyi tüm detaylarıyla, rengi, kokusu, tadı, sıcaklığı, heyecanı, yarattığı her türlü duyguyla hayalimizde canlandırmalıydık.
Ne hayal edeceğimi bilemedim. Neden sonra, kendimi Alaska'da balina izlerken hayal ettim. İrice bir teknedeydim. Yeğenim Mehmet de benimle birlikteydi. Pırıl pırıl güneş sırtımı ısıtıp, lacivert denizden sekerek gözlerimi kamaştırıken içime çektiğim havanın soğunu hissedebiliyor, tuzun kokusunu alabiliyor, nefesimi görebiliyordum. Eğer biraz daha zamanım olsaydı sanırım balinaları da görecektim...
Eğitim bitti, ofise döndüm. Ofiste mobil sistem dediğimiz bir oturma düzenimiz var. Sürekli ofiste bulunması gerekmeyen kişilerin belirli bir yeri, masası yok; sadece bir dolabı var. Göreli olarak daha küçük-böylece sayısı daha fazla-masaların tümünde telefon ve bilgisayar ağ bağlantısı var. Gelen boş bulduğu yere oturuyor. İki gün sonra çapraz masamda oturan arkadaşıma "N'aber? Nasılsın?" deyince "Tatile Alaska'ya gidiyorum." dedi!!! Yetmezmiş gibi, bir de "Yalnız gidiyorum, sen de gelmek ister misin?" diye sormaz mı! Eh, benim de vizem var hazır, olur dedim; on gün sonra Alaska'daydım...
Bu egzersiz programı da böyle; hiç yoktan karşıma çıktı ve tüm koşullar katılmam için yol açıyor. Buna karşı durmanın bir anlamı yok. Aksine böyle bir rastlantının karşıma tam olarak ne çıkarmış olduğunu anlamak için çok heyecanla bekliyorum. Kolay olmayacağını biliyorum ama olsun...
Öncelikle haftada 3 sabah 7-8 arası programa katılıp, saat 9 da da işbaşı yapmam lazım. Ayrıca neredeyse askeri disiplin ve zorluk derecesi ile karşı karşıya kalacağımı düşündüren bilgiler de okudum internette. Eh, hayatında hiç ciddi ve uzun süreli spor yapmamış, son 5 seneyi zamansızlık bahanesiyle ardarda 50 adımdan fazla atmadan geçirmiş, 80 kilo, 46 yaşinda biri için pek de rahat ve kolay bir düzen olmayacağı belli...
Ama hala bütün detaylara sahip değilim. Ne zaman başlayacağımdan, hatta başlayıp başlamayacağımdan bile emin değilim. Bu kurumun farklı bir sistemi var.
Önce kayıt olunuyor, sonra onlar arıyor. Ben de cumartesi günü kayıt olduğum için yarın aranmayı bekliyorum. Açıkçası bu program için fazla "hamlamış" olmaktan biraz korkuyorum. Hem küçük de olsa kabul edilememek gibi bir ihtimal geliyor aklıma, hem de çok mu zorlanacağım acaba diye ürküyorum... Daha başlamadan geri adım atmaya başladım işte... Şimdi haftada üç sabah mışıl mışıl uyumak varken, akşamdan çantalar hazırla, sabahın altıbuçuğunda kalk, git bir saat canın çıksın sonra da oradan işe git 8 saat mesai... Hadi hayırlısı...
Şimdi beklemedeyim. Bakalım bu rastlantı neler getirecek?
Kaydol:
Yorumlar (Atom)